EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ MUSTAFA GÜZELGÖZ!

Güldem COŞAN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 3 makalesi bulunuyor.

Kütüphane Haftası…

    1964 yılından beri kutlanan mesleğimizin en temel etkinliklerinden biridir. Hatta bana göre en güzel etkinliklerindendir. Mart ayının son pazartesi günü başlar ve Nisan aynın Pazar gününe kadar devam eder. Amaç kitaplar ve kütüphanecilik üzerine toplumsal farkındalık yaratmaktır. Özellikle okullarda öğrencilere kütüphaneyi sevdirmek, kitap sevgisi aşılamak için hafta boyunca kütüphanenin öneminden bahsedilir. Bilgiye ulaşmanın kolaylığına alışmış zamane öğrencilerine kütüphane ile ilgili anılar anlatılr.Teknolojik gelişimle birlikte sekteye uğratılmış bu kültürü daha diri tutmak için kütüphane gezileri düzenlenir vs vs… Hepsi yapılabilir farkındalık yaratmak için. Ama kütüphane haftasında  öğrencileri en çok ‘’Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz’ün’’ hikayesini dinlemek heyecanlandırır.

  PEKİ KİMDİR MUSTAFA GÜZELGÖZ ?

       O, ‘’ insan kitaba gideceğine , kitap insanın ayağına gelmelidir.’’ diyerek köylülerin ayağına kütüphane getirmek için eşek sırtında yollara düşen özverili , inatçı, tuttuğunu koparan bir kütüphanecidir. Mustafa Güzelgöz 1921’de Ürgüp’te doğmuş,ilk ve orta öğrenimini Ürgüp’te tamamlamıştır. Lise öğrenimi görmemiştir. İstanbul’a gitmeyi hedeflerken Ürgüp’ün o zamanki kaymakamı Fahri Çıvgın ona kütüphane memuru olmasını teklif eder. 1944 yılında 40 lira aylıkla ‘’Ürgüp TahsiN Ağa Kütüphanesi’’ ne memur olarak atanır. Devlet memurluğuna atanma heyecanıyla binanın rutubetli odasında bekleyen eski kitapları tek tek depodan çıkarır,düzenler ve kitaplıklara yerleştirir.Kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün bekler, beş gün bekler gelen giden olmaz. Çevresindekilere de anlatır: ‘’ Bakın kütüphane bomboş duruyor,gelin kitap okuyun.’’der. Yine de gelen giden olmaz. Amirlerine bu durumu bildirir. Amirleri alışkın değil tabi görev başında böylesi kaygıyla oturan memur görmemişler.  ‘’ Boş ver daha iyi değil mi ya? Gelen giden olsa başına sıkıntı çıkacak. Sen al maaşını karışma ötesine. Yıllardır kimse gelmez zaten.’’ diyerek gönderirler genç kütüphaneciyi.

Çünkü o zamanlarda da şimdilerde  olduğu gibi ‘’ Aman salla başını al maaşını’’ zihniyetiyle işler yürütülmektedir.

EŞEKLERLE GEZİCİ KÜTÜPHANE BİR İLK…

     23 yaşındaki genç memur boş oturmak istemeyip faydalı işler yapmalıyım diye düşünürken aklına bir fikir gelir. Bu iş için tüm engelleri aşarak bürokratları zorla da olsa ikna eder. Bir eşek alır ve eşeğin sırtına koymak için iki tane de sandık yaptırır. Sandığın kalınlığına göre 180-200 kitap yerleştirir. Sandığın üzerine de ‘’Kitap İare Sandığı’’ yazar. Kitapları eşeğe yükler. Başlar köy köy dolaşmaya. Kütüphaneye de   ‘’ Sadece Pazartesi ve Cuma günü açıyoruz’’  yazar. Her köyde gariban çocukların eline birer kitap verir okusunlar diye.

 ‘’ Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. Aman ha yıpratmayın! Diğer köylerdeki arkadaşlarınızda okuyacak der.’’

Böylece köylerde Mustafa amcanın ünü yayılır. Çocuklar heyecanla Eşekli Kütüphanecinin yolunu gözler, sevinçle onu karşılarlar.. Diğer memurlar makam odalarında otururken o, köy köy dolaşıp durur.

KADINLAR KÜTÜPHANEYE…

     Bir zaman sonra insanlar kütüphaneye gelmeye başlarlar. Fakat kadınların kütüphaneye gelmediklerini fark eder. Tabi o zamanlarda kadınların, erkeklerin yoğun olduğu yerlere girmesi pek doğru olmazmış. Okumak da sadece erkeklere mahsus bir iş tabi! Yine girişimci Mustafa buna bir çözüm bulmak için düşünür durur. Köy kadınlarını kütüphaneye çekmek için dikiş makineleri alır. Zenith ve Singer’ e mektup yazar:

‘’ Bana dikiş makinesi yollayın,firmanızın adını kütüphaneye yazayım.’’ der.

     Zenith 9 , Singer ise 1 tane dikiş makine gönderir. Kütüphanenin kapalı olduğu Salı günlerini kadınlar için dikiş günü yapar Mustafa Güzelgöz. Kumaşı alan kadın kütüphaneye gelir. Dikiş makinesi yetersiz olduğu için sırasını bekleyen kadınların eline de birer kitap verir okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşük olduğunu görünce halkevlerinde okuma-yazma kursu vermeye gider. Halıcılık kursu açarak kadınları üretime dahil eder. Ürgüp halıları da o dönemde meşhur olmaya başlar.

     1963 yılında Amerika’ da yapılan bütün dünya ülkelerinin yaratıcı insanlarının yarıştığı bir yarışma düzenlenir. Türkiye’de Yazı Devlet Planlama Teşkilatı Güzelgöz’ün çalışmalarını jüriye sunar. Yapılan incelemeler ve araştırmalar sonucunda yarışma sonuçlanır. Güzelgöz  “The Lane Bryant Uluslararası İnsanlık Hizmetinde Gönüllü Takdirnamesi” ni alır. Lakin meyve veren ağacı taşlamak ülke adetindendir ya…Yıllarca eğitime katkı sağlayan,okuma oranını artıran ve okuma sevgisi kazandırmak için çabalayan Mustafa Güzelgöz hakkında valilik soruşturma açar . ‘’ Kendi görev tanımı dışında davranıyor ‘’ diye 50 yaşında zorla emekli edilir. Farklı suçlara maruz kalıp içeri atılma ihtimali de düşünülünce şanslı sayılırmış  aslında o günler için.

     Sonuç olarak amacına ulaşır Mustafa Güzelgöz. Çocuklarda okuma sevgisi yaratır. Kadınların daha bilinçli ve üretken olmasına fayda sağlar. Kısacası  eşek gelip eşek gitmektense girişimciliği ve özverisi sayesinde ‘’ Eşekli Kütüphaneci’’ efsanesiyle yaşatılır her yerde. Bize de okullarda  onun hikayesini anlatmak düşer. 2005 yılında vefat eder Mustafa Güzelgöz. Ürgüp’ te de Eşekli Kütüphenecinin ve eşeğinin heykeli dikilir. Kendisi gider ama yaptıkları hala dilden dile anlatılır.

   Yarattığı farkındalığın yok olmaması ve kütüphanelerin boş kalmaması dileğiyle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 6 YORUM
  1. ALİ dedi ki:

    Sevgili öğretmenim yazmış olduğunuz kütüphane öyküsünü okudum ve çok etkilendim,beni çok gerilere götürdü.şu anda yoldayım zamanımı ayarlar ve yazınızın konusu üzerine bir yazı yazmak isterim.Güzel zamanlardı öykünün yaşandığı zamanlar.Sevgilerimle çalışmalarının devamını diliyorum.

  2. Derviş Erçek dedi ki:

    Güldem hanım Köşe yazılarınızı keyifle takip ediyoruz👍

  3. Nuran Güler Kara dedi ki:

    Harika bir girişimcilik hikayesi ve harika kaleme alınmış kalemine sağlık hocam

  4. Mehmet Özbek dedi ki:

    Merakla diğer makalelerinizi bekleyeceğim. Tebrik ve teşekkür ederken sizin bir öğretmen olarak görev tanımınızın dışında çıkan bu duyarlılığınız ve yaratmaya çalıştığınız farkındalığını diğer öğretmenlere de bulaşıcı bir hal almasını temenni ederim. 😊👏

  5. Sude dedi ki:

    👌🏼❤️ Eline sağlık müthişşş olmuş güldem ablacığımm

  6. Abdullah dedi ki:

    Kim oldugunuzu bilmiyorum ama kesinlikle ulusal bir gazetede yazmalisiniz.

BİR YORUM YAZ