DEMİRCİNİN KÖPEĞİ

Muzaffer Yeşil

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

(KELB-EL HIDDET)

Zamanın birinde bir demirci sabahın erken saatlerinden başlayıp gün batımına kadar demir dövermiş. Demircinin kapısında bir köpeği varmış. Ses olduğu müddetçe sıkıntı etmeyen köpek, başka işlere pek aldırmaz yiyip içip pineklermiş. Bir gün komşusunda gürültü kıyamet bir olay patlamış , birbirini kovalayan adamlar demircinin önünden koşturuyor, ortalık toz toprak ……..Olaylar yatıştıktan sonra bir kişinin dikkatini çekiyor bu köpeğin huyu . Adam ‘’ yahu o kadar kavga kıyametin içinde bu köpek nasıl kafasını kaldırıp bir tepki bile göstermez’’ der. Demirci demiri dövmeyi keser ve ekler: ‘’Bak , bu demir dövme sesiyle büyüdü. Ses kesildiğinde tuhaflık olur , ses varsa tepki vermez.’’ Diye cevap verir. J

Demircinin köpeğine benzer bir durumun tam ortasındayız diye hissediyorum. Duyarsız bir nesil yetiştiriyoruz. Hepimiz, hep birlikte sorumluyuz bu işten. Çevredeki sorunlara tepkisiz , sadece kendi ihtiyaçlarını düşünen ve hatta ihtiyaçlarını birilerinin karşılamak zorunda olduğunu düşünen üretmeyen bir nesil. DEMİRCİNİN KÖPEĞİ . Komşudaki yangın , zamanı geldiğinde hepimizi yakar ama kimse bir tas su bile taşıma girişiminde bulunmuyor. Ah ! vah! Yandı garibin evi , demekle kurtulamazsınız. Hissetmelisiniz siz de yangının kokusunu , kıvılcımların sana doğru geldiğini.

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ….

Boğulan insana el uzatmak yerine cep telefonu ile fotoğrafını çekmeye çalışan , arkadaşına tarlada yardım etmek yerine ‘’ Hüseyin’ i tarlada ziyaret ettim’’ diye paylaşan gençler. ‘’Esnaf ziyaretindeyiz ‘’ deyip hayatında esnafın sorunlarını bir kere bile dinlemeyen, üretim adına gerçek bir çaba sarfetmeyen SİYASETÇİLER ürettik. Sosyal medyayı bir gün iptal etsek söyleyecek sözü olmayan bir kitle , sosyal medyayla kütüphaneler deviren bir dev aynasının karşısına geçmiş kendini izliyor. Ev ziyaretine gittiğinde evdeki yaşlı teyzeyle sohbet etmek yerine resmini çekip telefona dalan genç torun ve akrabalar, yaşlı nenemizin beklentisinin bu olmadığı kesin. Benden söylemesi….

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ ….

          İki sene önce sosyal ilişkileri problemli olan birkaç öğrencim için velilerle bir görüşme yaptım. Onlara yazın bu çocukları güvenilir bir esnafta bir süre çalıştırmalarını önerdim. Toplumsal kurallara ve üretim hayatına daha hakim olabileceklerini(kendimden deneyimleyerek) düşündüm. Sonra tereddüte düştüm acaba doğru mu yaptım diye. Bir ay sonra bir televizyon ekranında Prof. Dr. Acar BALTAŞ’ ın aynı ifadeyi başarı yollarından bir tanesi ve çocukları üretime teşvik etmenin bir yöntemi olarak tavsiye ettiğini gördüm. Çocuklarımız hayatın her alanında üretmeli ve kendini yetiştirmeli , duyarlı bireyler olmalı. Üreten toplumlar duyarlı ,etkin ,paylaşımcı bireyler yetiştirebilir.

Unutmayalım buralara nereden geldik? Hani büyüklerimizin dilinde dolaşan bir ifade vardı ‘’Ben çektim onlar çekmesin, ben çok zorlandım onlar zorlanmasın’’  derken, zorlanmadığı için üretmeyen ve üretmediği için değer bilmeyen, toplumsal dayanışma ve iletişim becerisi zayıf ,duyarsız bir insan profili meydana getirdik. Bırakın çocuklarımız biraz çeksin, üretmek ve mücadele etmek zorunda olduğunu bilsin. Hepimizi var eden değerler o mücadele ettiğimiz değerler oldu. Komşusuna cep telefonunun kamerasını değil, elini uzatan gençlere , insanlarla selamlaşan konuşan gençlere ihtiyacımız var. Görüşlerini ifade eden ve üretim hayatında aktif çevredeki sorunları tespit edebilen,  üşengeçlik göstermeyen bireylere ihtiyacımız var.

Bu arada gelen nesli yerden yere vurduk batırdık ama bizler de kendimizi yetiştirmek ve geliştirmek durumundayız. Onlar için yeterli ve verimli olmadığımız takdirde uyguladığımız hiçbir reçete sonuç vermeyecektir. Sonra kendi söküğünün derdine düşen ,tespit yapan ama çözüme kavuşturamayan ebeveynler , büyükler  olarak kalacağız.  Geç kalınmış derslerin bizlere hiçbir faydası olmayacaktır.

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ….

Demircinin köpeğini geride bırakacağımız üretken , duyarlı , dayanışma içinde bir toplum ve güzel bir gelecek temennisiyle…….. 🙂

YAZARIN SON YAZILARI
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ - 25 Nisan 2019
Portakalı Soydum… - 25 Mart 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ