|
Salı, 29 Aralık 2009 11:32 |
|
Bilindiği gibi Kamu Emekçileri 25 Kasım Günü “Uyarı Grevi” ile hükümeti uyardık. Tamamen yasal olan GREV ile ilgili Okul Müdürlerine telefon mesajı ile soruşturma açılması ve soruşturma sonucunda kınama cezası verilmesi talimatının verildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu talimatı veren Milli Eğitim Yöneticileri suç işlemektedirler. Kanun ve yönetmeliklere rağmen açılacak soruşturmaları yönlendirmekte ve nasıl karar verileceği yönünde baskı uygulamaktadırlar. Eğitim Sen olarak bu talimatı veren Kurum Yöneticileri hakkında Görevi kötüye kullanma, soruşturmaların bağımsızlığını ihlal etme ve yetki erkini kullanarak soruşturmaları etkilemekten dolayı suç duyurusunda bulunuyoruz.
Bu bağlamda Soruşturma açılmasını talep eden Milli Eğitim Yöneticileri ile Soruşturma açarak ceza veren Okul Müdürleri hukuka aykırı biçimde 25 Kasım uyarı grevine katılanları cezalandırmak istediklerinden 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118.maddesinde düzenlenen suçu işlemektedir. Bu nedenle Soruşturma açılmasını talep eden Milli Eğitim Müdürleri ile buna uyarak soruşturma açan okul müdürlerinin suç işlemekten vazgeçmesini, hukuka uygun davranmasını bekliyoruz.
Kamu emekçilerinin “görevlerine gitmemeleri” şeklinde gerçekleşen sendikal faaliyet Danıştay 12. Dairesinin kararlarıyla bir disiplin suçu olarak görülmemiştir. Danıştay 12.Dairesi 13.5.2008 gün ve E: 2006/2180, K: 2008/2808 sayılı kararında sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmeme eyleminin mazeret olarak kabulü gerektiğinden 657 sayılı yasanın 125/C-b maddesinde öngörülen “özürsüz olarak bir gün göreve gelmemek” eyleminin sübuta ermediği sonucuna varılmış ve disiplin suçu oluşturmayan eylem nedeniyle cezalandırmanın hukuka uyarlılığının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Yine bu konuda birçok idare mahkemesi sendikal demokratik etkinlik nedeniyle göreve gelmemeyi hukuksal özür olarak kabul etmiş ve bu nedenle verilen cezalarının iptali yoluna gitmiştir. Böylece idari yargı bir günlük iş bırakan kamu görevlilerinin eyleminin idarenin iç düzenini bozucu nitelikte görmemiştir.
Konfederasyonumuz KESK’in 2 Eylül 2002 tarihli iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle 657 sayılı yasanın 125/A maddesi uyarınca uyarma cezası alan Erhan Karaçay’ın başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 27 Mart 2007 tarihli Karaçay-Türkiye kararında, verilen ceza, her ne kadar düşük olsa da, kendisi gibi sendikaya üye kişilerin çıkarlarını savunmak amacıyla sendika üyelerinin grev ve eylemlere yasal olarak katılmamasına yönelik caydırıcı bir niteliğe sahip olduğu, bu nedenle uyarma cezasının “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı”nı belirterek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11.maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Aynı şekilde KESK’in içinde bulunduğu Emek Platformunun 1 Aralık 2000 iş bırakma eylemine katılanlar arasında yer alan 11 eğitim emekçisinin Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi üç ay süreyle devlet memurluğundan uzaklaştırma ve para cezasıyla cezalandırması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılmış ve AHİM söz konusu başvuru hakkında 17 Temmuz 2008 tarihinde verdiği Urcan vd./Türkiye kararında, sendika üyesi olsun, olmasın çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla yapılan bir günlük ulusal greve katılması nedeniyle cezalandırılmayı mağdur sayılmak için yeterli olduğunu, bu nedenle mahkemeye başvuru hakları olduğunu, mahkeme başvurucuların ulusal greve katılarak barışcıl toplantı özgürlüklerini kullandıklarını, başvuruculara verilen cezaların sendika üyelerini ve böyle bir grev gününe veya derneklerinin çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan eylemlere yasal olarak katılmak isteyen tüm diğer insanları caydırıcı nitelikte olduğundan “demokratik toplumda gerekli olmadığı”nı belirterek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11.maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
AHİM, bu kararları 657 yasanın anılan yasa hükümleri, ceza yasasında grevi yasaklayan yasa hükümleri yürürlükte olduğu halde vermiştir. Bu kararlar, temel hak ve özgürlüklere ilişkin konularda yasalarla çeliştiğinde iç hukuk hükmündeki uluslar arası sözleşme hükümlerine öncelik veren anayasanın 90/son maddesi ışığında değerlendirildiğinde Türkiye’deki mahkemelerin anılan yasa hükümlerini uygulamaları hukuken olanaklı değildir. Çünkü bir sendikal faaliyet olan grev eylemi temel hak ve özgürlüklerden biri olan örgütlenme özgürlüğüyle ilgili olduğundan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11.maddesi uyarınca anılan AHİM kararları da göz önünde tutulduğunda bir kamu emekçisinin greve katıldığı için cezalandırılması Anayasanın 90.maddesine açıkça aykırı olacaktır.
Hukuka uygun davranmayan Milli Eğitim Yöneticileri ile Okul Müdürleri hakkında TCK’nun 118. Maddesini ihlal etmekten dolayı yasal işlem başlatarak Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunacağımızın bilinmesini istiyor konuyu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
(Servet KAVUKOĞLU, Hatay Eğitim Sen Şube Başkanı) |